POYD KONUĞU BÜLENT ECZACIBAŞI, KÜLTÜR TURİZMİ OTELCİLİK İÇİN BÜYÜK BİR FIRSAT

POYD’UN KONUĞU BÜLENT ECZACIBAŞI:  "KÜLTÜR TURİZMİ OTELCİLİK İÇİN BÜYÜK BİR FIRSAT"



Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Nisan Ayı yemekli toplantısının konuğu Eczacıbaşı Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’ydı. POYD üyeleri ve turizm sektörünün yoğun ilgi gösterdiği toplantıda Eczacıbaşı, kültür turizmi üzerine bir konuşma gerçekleştirdi. Kültür turizminin otelcilik için büyük bir fırsat olduğunu vurguladı.
 

 
Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Nisan ayı yemekli toplantısı,  Regnum Carya Golf & Spa Resort’ta gerçekleşti. Ali Kızıldağ, açılış konuşmasını yaptıktan sonra  Eczacıbaşı Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’nı konuşmasını yapmak üzere sahneye davet etti. Eczacıbaşı, kültür turizmi hakkında turizmcilere bilgiler aktardı.  Toplantı sonunda POYD Başkanı Ali Kızıldağ günün anısına Bülent Eczacıbaşı’na ressam Fikret Otyam’ın bir tablosunu hediye etti.
 
İşte Bülent Eczacıbaşı’nın konuşmasından dikkat çeken noktalar:
 BİLBAO’DAKİ GUGGENHEİM MÜZESİ, İLK ÜÇ YILDA 4 MİLYON TURİSTİ AĞIRLADI
Eczacıbaşı ; kültür-sanat etkinliklerinin şehirleri turizm açısından nasıl dönüştürebildiğini
Bilbao’daki Guggenheim Müzesi örneği ile turizmcilere şu sözlerle anlattı:
“1981 yılında Bask hükümeti, New York merkezli Solomon Guggenheim vakfına, o sıralarda turizmle hiçbir ilgisi olmayan endüstri kenti Bilbao’nun limanında bir Guggenheim müzesi inşa edilmesi için öneride bulundu. Yerel yönetim binanın inşaat masraflarını ve müzenin yıllık giderlerini karşılayacak, Guggenheim vakfı da müzenin yönetimini üstlenecek ve içeriğini geliştirecekti. Toplamda 90 milyon dolar harcanarak inşa edilen bu yapı, günümüzün en önemli mimarları arasında sayılan Frank Gehry tarafından tasarlanmıştı. Müze 1997 Ekim ayında açıldı ve açılır açılmaz Bilbao, dünyanın dört bir yanından turistlerin akınına uğradı. Sadece ilk üç yılında müzeyi ziyaret etmek için 4 milyona yakın turistBilbao’ya geldi. İlk üç yıldaki bu ilgi aynı zamanda kentin ekonomisine 500 milyon dolarlık bir hareket kattı. İnşaat için harcanan miktar, ilk üç yıl boyunca ziyaretçilerin otellerde, restoranlarda, mağazalarda ve ulaşım araçlarını kullanırken yaptığı harcamalardan toplanan vergilerle karşılanmıştı bile. Guggenheim Müzesi, Bilbao’yu büyük bir hızla önemli bir mimari ve sanat kentine dönüştürdü. Bir çok önemli mimar kentte köprülere, binalara imzasını attı. Büyük oteller inşa edildi. Müzenin yakınında daha önce terk edilmiş olarak duran nehir kıyısında kafeler, parklar, bisiklet yolları kuruldu; zaman içinde endüstriyel atıklarla dolu Nervion nehri bile temizlendi. Artık 20. yılına yaklaşan müze ve dolayısıyla Bilbao, her yıl %60’ı uluslararası ziyaretçiler olmak üzere 1 milyon kişiyi ağırlamaya devam ediyor. Bugün literatürde “Bilbao etkisi” ya da “Guggenheim etkisi” diye bir terim olmasını sağlayan bu örnek, tüm dünya kentleri için olduğu gibi Türkiye için de bir ilham kaynağı olmalı”dedi.
 
KÜLTÜR TURİZMİ OTELCİLİK İÇİN BÜYÜK BİR FIRSAT
Eczacıbaşı ;  yılın dört mevsiminde ziyaretçiler kongreler, deniz ve tarih için Antalya’ya gelirken;, “Antalya’da “neden yıl boyu dünya çapında sanat etkinlikleri düzenlenmiyor,” kendine sorduğunu söyleyerek; kültür turizmi, otelcilik için büyük bir ekonomik fırsat teşkil ettiğini vurguladı.
 
KÜLTÜR TURİSTLERİ OTELLERDE DAHA UZUN KONAKLIYOR
Eczacıbaşı; kültür turizminin otellere katkısı hakkında ise;
“Kültür turizmi için seyahat eden kişiler, ziyaret ettikleri yerlerdeki kültürel etkinliklere katılabilmek amacıyla daha uzun sürelerle konaklayabiliyor. Yani kültür turizminin gelişimi, otelcilik için büyük bir potansiyel yaratıyor. Bu potansiyeli gerçek bir katkıya dönüştürebilmek için özel sektör, kültür operatörleri ve kamu kuruluşlarının verimli bir ortaklık içinde olması gerekir. Çünkü kültür turizminin gelişmesi, tüm bu sektörler için olumlu sonuçlar doğuracaktır. Oteller ve kültür alanında çalışan kurum ve kuruluşlar arasında yapılacak işbirlikleri, turizm bölgelerinin kültürel değerlerini öne çıkarırken tüm paydaşlara yarar sağlayacaktır. Kültür-sanat kurumları, yapılacak işbirlikleriyle otellere içerik anlamında destek verebilir, böylelikle hedef kitlelerini genişletebilirler” dedi.
 
KÜLTÜR TURİZM OLANAKLARIMIZI ZORLAMALIYIZ
Doğal, tarihsel, kültürel mirası ve kültür politikalarını dikkate alan, ekolojik, ekonomik ve toplumsal sürdürülebilirliğe vizyonunda yer veren bir turizm anlayışına ihtiyacımız olduğunu ifade eden Bülent Eczacıbaşı;  “Kültür turizminde olanaklarımızı zorlamıyoruz; zorlamamız gerek. Bu anlayış, hem yerel yönetimlerin, hem de merkezi idarenin politika ve uygulamalarında, somut projeler ve ölçülebilir hedeflerle, sürdürülebilir bir şekilde yer almalıdır. Dünya ölçeğinde diğer güzergâhlarla yarışabilmemiz için, buraya özgü, buraya özel olan değerlerin öne çıkarılması gerekiyor” dedi.
Konuşmasında ülkemizdeki sürdürülebilir turizm yaklaşımlarının ve alt yapısının iyileştirilmesi için amacın; vizyon, misyon, strateji ve politikaların tam olarak tanımlanması, konuyla ilgili doğrudan veya dolaylı aktör ve paydaşların görev yetki ve sorumluluklarının açıkça belirtilmesi gerektiğini belirterek, uygulamaya dönük etapların ve eşgüdümün sağlanması, kanunlarla da söz konusu sürecin desteklenmesi gerektiğini ve bunun da yolunun, paylaşımın ve birlikte çalışma anlayışının geliştirilmesinden geçtiğini vurguladı.
 
Kültür turizmi ile ilgili önerilerini şu şekilde sıraladı:
 
·         Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesi, kültüre ve turizme ayrılan bütçelerin dengesine de dikkat edilerek, artırılmalıdır.
·         Kültür turizmini öne çıkarabilmek için kentsel, bölgesel ve ulusal turizm konseyleri oluşturulmalıdır.
·         Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tüm kesimlerin ihtiyaçları doğrultusunda ve ilgili tarafların önerileri göz önünde bulundurularak belirli aralıklarla ulusal kültür ve turizm stratejik vizyon belgesi hazırlanmalı, bu belge eylem planlarıyla desteklenmelidir.
·         İl Kültür Turizm Müdürlükleri’ne turizm konusunda yerel düzeyde konunun farklı tarafları arasında koordinasyon sağlama sorumluluğu verilmelidir.
·         Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yerel birimleri tarafından kültür turizminin parçası olabilecek tarihi ve kültürel varlıkların ve etkinliklerin envanteri oluşturulmalı, bölgesel düzeyde bu varlık ve etkinlikleri listeleyen çok dilli iletişim malzemeleri hazırlanmalıdır.
·         Turizm alanındaki meslek örgütlerinin girişimiyle, oteller, tur operatörleri ve kültür kurumları arasında yaratıcı işbirlikleri kurulmasını teşvik etmek amacıyla farklı kurumlardan temsilcileri bir araya getirecek toplantılar düzenlenmelidir.
·         Turizm sektöründe insan kaynakları konusuna önem verilmeli, turizm okullarında eğitim gören öğrencilerin, kültür turizminin önemi konusunda bilinçlenmeleri ve Türkiye’nin kültür-sanat varlıklarıyla ilgili ayrıntılı bilgi sahibi olmaları sağlanmalıdır.
 
KÜLTÜR TURİZMİ AZ SAYIDA TURİSTLE DAHA ÇOK GELİR ELDE ETMEK İÇİN BİR LOKOMOTİF 
Eczacıbaşı; kültür turizminin daha az sayıda turistle daha çok gelir elde etmek için bir lokomotif olduğunu belirterek; başka kentlerde göremeyecekleri işleri görmek için, başka yerlerde, başka zamanlarda izleyemeyecekleri gösterileri izlemek, dinleyemeyecekleri konserleri dinlemek için seyahat etmeye hazır, dünya çapında hatırı sayılır bir kitle var ve bu kitle git gide büyüyor. Ayrıca kültür turizmindeki gelişimler, yalnızca yurtdışından ziyaretçilere hitap etmeyecek, iç turizmi de olumlu yönde etkileyecektir. Kültür turizminin gelişimi sayesinde turizm sezonu tüm yıla, ülkenin tüm bölgelerinin potansiyelini değerlendirecek şekilde yayılabilir” dedi.
 
BİRÇOK KENT TANITIM STRATEJİLERİNİ KÜLTÜR VE SANAT ÜZERİNE KURGULUYOR
Günümüzde birçok kentin tanıtım stratejilerini kültür ve sanat üzerinden kurguladığını söyleyen Eczacıbaşı; “Dünya haritasında bir yer edinmek, mevcut konumlarını pekiştirmek, uluslararası arenada çekiciliklerini artırmak için kültür-sanat alanını önemsiyor ve bu alandaki çalışmaları destekleyecek politikalar izliyorlar. Bir bölgede kültür ve sanatı destekleyen politikalar, bu bölgenin yerel ve uluslararası kimliğine değer katar, buraya gelen ziyaretçi sayısını artırır, birçok farklı sektördeki gelişimi de tetikleyerek kentsel ekonomiyi canlandırır. Sonuç olarak kentteki yaşam kalitesine katkıda bulunur. Topkapı Sarayı muhteşem bir yapıdır, belki üç, dört, beş defa ziyaret edebilirsiniz. Ancak İstanbul Müzik Festivali’nde gerçekleşen bir Fazıl Say prömiyerini, ancak o anda orada bulunarak dinleyebilirsiniz. İstanbul Modern’deki Mehmet Güleryüz retrospektifini ziyaret etmek istiyorsanız, Haziran bitmeden bir İstanbul seyahati daha planlamalısınız… İstanbul Bienali kapsamında sergilenen mekâna özgü bir işi izlemek için, Eylül ya da Ekim’de İstanbul’u tekrar ziyaret etmeniz gerekecektir. Sonuç olarak canlı bir kültürel ve sanatsal ortam sunan kentler, turistler için daha uzun vakit geçirilebilecek, tekrar tekrar ziyaret edilebilecek yerler olur.
 
KÜLTÜREL ALTYAPI GELİŞTİKÇE TURİZMDE BUNDAN OLUMLU ETKİLENECEKTİR
Eczacıbaşı ; kültürel altyapı güçlendikçe, turistlere sunulan olanaklar çeşitlendikçe, farklı çekim odakları yaratıldıkça, gelişen teknolojiye uygun tanıtım malzemeleri kullanıldıkça, kaliteli ve verimli bir kentsel çevre oluşturuldukça, turizmin de bu gelişmelerden çok olumlu yönde etkileneceğini vurgulayarak  konuklarımızın tüm kültürel faaliyetlerden yorulup dinlenmek isteyeceklerini bu zaman da; ayaklarını uzatıp bu güzel Akdeniz güneşinin tadını çıkarmak için kendilerini kaçınılmaz olarak yine güzel kıyılarımızda bulacaklarını söyledi.